Kırık Çerçeve #10 Çocuklar neden yok oluyor?
Çocuklar sokağa çıkmıyor değil. Çıkacak sokak kalmadı.
Perdeleri kapalı bir odadayız. Yorgan buruşuk, telefon şarjda, saat öğlen bir. Yatakta bir genç var. Okul var ama gitmiyor, arkadaş var görmüyor, dışarısı var çıkmıyor. Annesi çekinerek kapıyı çalıp “Evladım bir şeyler ye artık” diyor. Cevap gelmiyor. Ekranın ışığı kapının altından sızıyor. Bu odalardan çok var. Ev gençleri diyorlar onlara, 3 milyon kişi.
Konu Özeti
Kahramanmaraş’ta 14 yaşında bir öğrenci, kendi okuluna gidip 8 öğrenci ve 1 öğretmeni öldürdü. Bir gün önce Siverek’te bir okul saldırısı. Aynı gün Gaziantep ve Tarsus’ta silahlı vakalar. Kırk sekiz saatte dört şehir.
Haberleri açtığımızda ne gördük? Oyunlar tartışma konusu. İncel kültürü. Sosyal medyanın karanlık yüzü. Manşet lazım. Ama daha önce izledik. Siyah beyaz bir film; hem eski, hem de kendi doğrularına fazla aşık.
1950’lerde suçlu çizgi romanlardı. ABD’de bir psikiyatrist kitap yazdı, Kongre soruşturma açtı; çocukları Batman’in bozduğuna karar verdiler. 1983’te sıra Dungeons & Dragons’daydı. 1999’da Columbine’dan sonra Marilyn Manson manşetlerdeydi. 2026’da medya yine oyunlar ve forumları konuşuyor. Suçlunun adı değişiyor, ‘gazetecinin’ iş tanımı aynı kalıyor.
Konu derinliği
Sosyal bilimciler buna “ahlaki panik” diyor. Bir trajediden sonra toplumda, yapısal sorunları konuşmak yerine “günah keçisi” arama refleksi gelişiyor. İzleyicilerin duygularını ‘hemen’ tatmin edecek bir suçlu gerek.
Veri ne diyor?
Şiddet içeren oyunlarla şiddet içeren davranış arasında nedensel bağ kuracak kanıt yok. (Amerikan Psikoloji Derneği 2022)
Okul saldırganlarının sadece yüzde 12’sinin şiddet içerikli oyunlara ilgisi var. (Secret Service raporu)
Peki bu sanal alemin gençler için şahane ve güvenli bir yer olduğu anlamına mı geliyor? Hayır, internet her şey. Mükemmel bir yer. Ortalama bir yer. Korkunç bir yer. Hepsinde gençler var.
Bizim başka bir soru sormamız lazım: Gençler internette çünkü internet onlara ‘Gel gel’ mi yapıyor, yoksa başka gidecek yerleri mi kalmadı?
İşte bunları eskiden “üçüncü mekanlar” çözerdi.
Sosyolog Ray Oldenburg’un ortaya attığı bir kavram bu. Ev birinci mekan, okul ya da iş ikinci, mahalle kafesi, park, kütüphane, bakkal önündeki sandalye üçüncü. Biz (X kuşağı) bu üçüncü mekanlarda büyüdük. Sokaklarda top teptik. Arkadaşlarımızla sinemaya gittik. (Ve bu bir servete mal olmadı) Sınavlardan sonra kırtasiyecinin önünde oturup kankamızla kola içtik. (O zaman adı kanka değildi neyse ki) AVM’ler yoktu, bakkalda veresiye defteri vardı. Kapının önünde bizi komşunun çocuğu bekliyordu. Bugün ne oluyor? İzmir Konak’ta Belediye “çocukların gidecek yeşil alanı kalmadığı için” sokaklarda oyun günleri düzenliyor.
Çocuklar sokağa çıkmıyor değil. Çıkacak sokak kalmadı.
Dışarıda yapılabilecek güzel aktiviteler hâlâ var. Onlara yetiştirecek para kalmadı.
Gençlerin internete sığınması kaçınılmaz bir sonuç. Neden? Bir veriye bakalım.
Türkiye tablosu çok sert. TÜİK’e göre 15-24 yaş grubunun yüzde 22,9’u ne eğitim ne istihdam verilerinde görünüyor. 3 milyon genç. Evde. Aziz Nesin'in Yaşar’ı gibi. Bunu bir daha söyleyeyim: 3 milyon genç. Evde.
Peki o ekranın arkasında ne oluyor? RAND araştırmasında aşırı uçlara savrulan kişilerin yarısı aynı şeyi söylüyor: Radikalleştik çünkü yalnızdık.
Dışlanmış genç ya tamamen kapanıyor ya da “aidiyet” vadeden ilk kapıdan giriyor. Eskiden kötülükler aylar alırdı. Artık algoritmalar karanlığın önündeki zaman ve emek engelini yok etti. Yalnız bir gencin ekranına “topluluk” hissi veren teklifi koymak yeterli. Forumlar, gruplar, manifestolar. “Seni anlayan birileri var” mesajı.
Ama algoritmanın niyeti sabit bir değişken. Bizi ilgilendiren sorun şu: O genç neden yalnız?
Failin öğretmeni diyor ki: “Derste defterine karalıyordu, teneffüslerde yalnız dolaşıyordu.” Bunlar tek başına alarm mı? Türkiye’deki her sınıfta böyle birkaç çocuk var; defterine karalayan, teneffüste kenarda duran. Çoğu büyüyecek, iyi olacak. Ama Secret Service araştırması diyor ki okul saldırganlarının yüzde 83’ü önceden kriz sinyali veriyor: Sosyal izolasyon, tehditkâr içerikler, aşırı yalnızlık. Bunları ortaya çıkaran şey “incel” etiketleri değil, gecesini gündüzüne katan rehber öğretmenler.
MEB normuna göre 500 öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor. Fiili oran? Ortaöğretimde 554’e bir. Meslek liselerinde 707’ye bir. Uzmanların ideal dediği 200’lerin üç katı. Eğer küçücük bir odada her gün onlarca dertli gencin sorunlarına odaklanan rehber hocalara sorsak eminim bu “ideal sayı” hakkında söyleyecek iki kelimeleri olur.
Ve işin kaygı verici tarafı şu soruda saklı: Rehberlik öğretmenleri görevini insan üstü şekilde yapabilse bile “sistem” önleyici tedbirleri uygulayabiliyor mu?
Bir de Böyle Düşün
Peki uzmanlar ne diyor? Hemfikir değiller. Jonathan Haidt çok satan kitabı The Anxious Generation’da bu tabloyu “oyun temelli çocukluktan telefon temelli çocukluğa geçiş” diye izah ediyor. “Çocuğun serbest oyun çağı 1980’lerde geriledi, 2010’larda akıllı telefon tarafından tamamen işgal edildi”. Ancak gelişim psikoloğu Candice Odgers, Nature’daki incelemesinde Haidt’e itiraz etti: Çoğu deneysel çalışma, sosyal medya ile ruh sağlığı arasında tutarlı bir negatif etki bulmuyor.
İkisi de haklı olabilir. Ama ben sokağa bakıyorum. Boş. Çocuklar rehber öğretmenin odasında, abi ablaları ise ev genci oldu. Suça sürüklenen çocuklar haberlerde. Artan uyuşturucu vakaları, genç intiharları. Kapı değişiyor, arkadaki boşluk aynı.
Kahramanmaraş, ABD’ye oranla istisna gibi duruyor. Ama öyle mi? Yoksa benzer sorunlar sürekli farklı şekillerde mi geliyor?
Sistem sürekli ‘hata veriyor’ ve asıl soru hâlâ yüzümüze bakıyor: O çocuğu ekranın önüne “ne” oturttu?
Dünya Sağlık Örgütü geçen yıl bir rapor yayımladı: 13-17 yaş grubu dünyanın en yalnız kesimi. Bu çocukların yüzde 20,9'u net şekilde 'yalnızım' diyor. Yalnız gençlerde majör depresyon ihtimali 3 katına çıkıyor. Yalnızlık ölümcül bir salgın. Ve bu salgının aşısı yok.
Telefon bir semptom. Hastalık değil.
Podcast Önerisi
CBC — Boys Like Me: A Moment of Silence (5 bölümlük serinin ilk bölümü)
2018’de Toronto’da bir incel, kaldırımdaki insanların üzerine aracını sürdü, 11 kişi öldü. Evan Mead saldırganın lise arkadaşı olduğunu keşfetti. İkisi de aynı sosyal dışlanmışlığın içindeydi. Seri, benzer izolasyonlarla başlayıp birinin nasıl radikalleştiğini, diğerinin nasıl farklı bir yola girdiğini anlatıyor. Yalnızlık → nihilizm → çevrimiçi radikalleşme hattını bir belgesel gibi kurguluyor.
Kitap Önerisi
Stanley Cohen — Folk Devils and Moral Panics (Halk Düşmanları ve Ahlaki Panikler)
“Ahlaki panik” kavramını akademik literatüre sokan ilk kitap. 1960’ların İngilteresinde Mods ve Rockers gençlik alt kültürlerinin medya ve siyasetçiler tarafından nasıl “toplumsal tehdit” olarak inşa edildiğini anlatıyor. “Folk devil” terimi, kolay günah keçisi üretme döngüsü, medyanın panik çarpanı rolü. Alın size günlük dejavu.
Video Önerisi
Gerine Lodder — What You Don’t Know About Adolescent Loneliness
Groningen Üniversitesi araştırmacısı Lodder, ergen yalnızlığının bilinen kalıplara uymayan boyutlarını anlatıyor. Yalnızlığın “utanç verici” sayılması yüzünden gençlerin yardım aramaktan kaçınmasını, yalnızlığın kronikleşme mekanizmasını ve toplumsal müdahalenin neden bireysel değil yapısal olması gerektiğini ele alıyor.




