Kırık Çerçeve #11 Orta sınıf öldü mü, boynu mu tutuldu?
Orta sınıfın iki bedeni var. Biri cüzdanı. Diğeri gözü.
Mağazada ödeme yaparken kasiyer sordu: “Taksit olsun mu?”Genç adam bir an durdu. Ağzından çıkacak yanıtla “İşler nasıl gidiyor?” sorusuna da yanıt verecekti. Sırada bekleyenler dinliyordu. Arkadaki teyze cevabını hazırlıyordu. POS cihazı sadece para hortumlamıyordu artık; sınıfsal bir okuma da yapıyordu.
Ve adam çıkar çıkmaz telefonun ekranını açtı. Eli Instagram’a gitti. Kapadokya’da balonlar, Avrupa’da kahve selfileri. Kurstan kursa at gibi koşturdukları için sonunda binicilik dersine götürülen çocuklar. Herkes mutluydu, özellikle de hiç çalışmıyormuş gibi görünen eş dost. Sanki ‘tek çekim olsun’ diyor gibilerdi.
Konu Özeti
Aynı konuda birbirine zıt iki rapor önüme düştü.
3 bin milyarder sürekli daha zengin oluyor. Bir yılda 2,5 trilyon dolarlık servet artışı. İnsanlığın alt yarısının toplam servetine yakın. AB ülkelerinin üçte ikisinde orta sınıf 2006’dan beri küçülüyor. Türkiye'de bir yılda taksitli kredi kartı harcamaları 4 trilyon TL'ye çıktı. 1,2 milyon kişi kart borcu yüzünden takibe düştü. Hikaye net: Orta sınıf eriyor.
1979’da Amerikalı ailelerin yüzde 10’u üst-orta sınıftaydı; 2024’te bu oran yüzde 31. Tarihte ilk kez, ABD’de ailelerin çoğunluğu çekirdek orta sınıfın altında değil, üstünde. Yoksul ya da yoksulluk sınırındakilerin oranı yüzde 30’dan yüzde 19’a düştü. Fortune’un manşeti şöyleydi: Orta sınıf zenginleşti ama daha fakir hissediyor.
İkisi de doğru. İkisi de benzer verilere bakıyor. Nasıl?
Cevap şu: Orta sınıfın iki tane bedeni var. Biri cüzdanı. Diğeri gözü. Cüzdan zenginleşti, göz fakirleşti. Ve orta sınıf bir “gelir dilimi” olmayı uzun zaman önce bıraktı. Orta sınıf artık bir bakış açısı.

Konu derinliği
Harvard psikologu Dan Gilbert yıllar önce şunu söylüyordu: Parayı ne kadar çok kazandığımız bizi mutlu etmiyor; çevredekilerden ne kadar fazla kazandığımız bizi ilgilendiriyor. Aynı şey “az kazanmak” için de geçerli. Okulu düşünün; herkesin boş kağıt verdiği bir sınavda alınan sıfır, başarısızlıktan çok bir “meydan okuma” gibi değil miydi?
Easterlin 70’lerde bunu daha kaba şekilde kurgulamıştı. Ama o zaman sınırlar vardı: O sınıra çevre diyorduk. Komşumuz, iş arkadaşımız, kuzenimiz, liseden arkadaşımız. En fazla elli kişi. Ve çoğu bizim ekonomik sınırlamızda olan insanlar.
Bugün referans grubumuz elli kişi ile sınırlı değil. Herhangi bir sınırın olduğunu söylemek de zor. Influencerlar artık referans grubu çarpanı işlevi görüyor. Hiç tanışmadığımız bir içerik üreticisinin hayat tarzını, değer yargılarını, estetik seçimlerini ve kariyer yolunu, yalnızca baş parmağımızı yukarı oynatarak benimseyebiliyoruz.
Eskiden karşı komşu ile sessizce rekabet edilirdi. Bugünkü dijital komşularla yarışmak mümkün değil. Ama izlemeyi bırakmak da olası değil. Algoritma bunu seçim meselesi olmaktan çıkardı. Biz sabah altı buçukta uyanır uyanmaz Mark Zuckerberg’ün Instagram’ını aşağı kaydırmıyoruz. Instagram bizi yukarı kaydırıyor.
Bu ‘yukarı bakış’ bir metafor değil, klinik bir olgu. Credit Karma 2024’te kavramın adını koydu: Para dismorfisi. Amerikalıların yüzde 29’u kendilerini finansal olarak kötü durumda hissettiğini söylüyor. Ama aynı kişilerin büyük kısmı ortalamanın üzerinde birikime sahip. Çünkü aynaya baktığımızı sanıyoruz ama aslında vitrine bakıyoruz.
Bu üst limitleri olmayan bir hastalık. Goldman Sachs’ın raporuna göre yıllık 500 bin dolar üstü kazanan çalışanların yüzde 40’ı maaştan maaşa yaşıyor. Yani bir ay maaş almadıkları denklemde ekonomileri çökecek. Çünkü “yaşam tarzı enflasyonu” maaşları birikime dönüşmeden yutuyor.
Türkiye’de 2024-2025 eğitim yılında 92 bin daha az çocuk özel okullara kaydoldu. Aileler finansal nedenlerle çocuklarını özel okuldan almak zorunda kalmış olabilir mi? Olabilir. Ama şu realite de var: Ortalama özel okullar artık pek kesmiyor. Eğer bir özel okul bizim çocuğumuzu yurt dışında eğitime hazırlamıyorsa o artık bizim için “özel okul” mu, yoksa sadece biraz daha iyi bir devlet okulu mu? Ben “çevremdeki” veliler gibi evladımı IB/AP programlarına sokmayacaksam, neden her ay okul parası ödüyorum? Zengin görünemeyeceksem, tasarruf ederim daha iyi.
Louis Vuitton'un otuz yıl önce sadece zenginler için ürettiği çanta, bugün otuzlarındaki maaşlı bir beyaz yakalıya taksitle satılıyor. Çantanın dolar bazında fiyatı 30 yılda iki buçuk katına çıktı, ama müşteri kitlesi aşağı indi. Orta sınıf lüks yaşamıyor; lüksü ödünç alıyor.
Evet, Türk orta sınıfı global verilere göre farklı bir yerde ve geçen on yılda gerçek satın alma gücünü kaybetti. Ama aynı dönemde Amerikalı orta sınıf gerçek satın alma gücü kazandı. Ve ikisi de tüm bu zıtlığa rağmen aynı şikayeti ediyor: Eskisi gibi değil. Ve buradaki kasıt sadece gelir de değil. “Eskisi gibi olan”, yukarıya baktığında hâlâ kendini görebileceğin bir hayattı. Bugün gözünü kısıyorsun, yukarıya bakıyorsun ve kimseyi tanımıyorsun.
Ortamlarda Kafa Açın
Benzer yerlerde sıkışmış bir sürü insanız. Taksitsiz airfryer alabilen ama kirada yaşayan. Özel okul parasını denkleştiren ama her eylülde bir kez daha düşünen. Tatillerde Kaş’a giden ama yıl boyu bu kaçamağın taksidini ödeyen. Organik gıdalara servet döken ama doktora toplu taşımayla giden. Maaşı ve pozisyonu on yıl öncesinden iyi ama kendini on yıl öncesinden kötü hisseden.
Tüm bunları gerçekten biz mi yanlış önceliklendiriyoruz? Yoksa kurban halimizle kendimizi mi suçluyoruz?
Yirminci yüzyılın orta sınıfı bir vaatti: Çalış, biriktir, yukarı tırman. Yirmi birinci yüzyılın orta sınıfı ise bir performans: Göster ve yerini sağlamlaştır.
Bu dünyaya bir kere geliyoruz. Sıradakiler de bizi izliyor.
O yüzden ‘tek çekim olsun lütfen’.
Podcast önerisi
Katie Gatti Tassin, para dismorfisini masaya yatırıyor. Ona göre bu bir dismorfi değil, bir disoryantasyon: nerede olduğumuzu değil, nereye bakmamız gerektiğini bilmiyoruz.
Kitap önerisi
Alain de Botton — Statü Endişesi (Status Anxiety, 2004)
De Botton, Instagram'dan önce bu yazının tezini bir cümleyle kurdu: Modern toplumda mutsuzluğumuzun kaynağı ne kadar az kazandığımız değil, ne kadar çok başkalarıyla karşılaştırıldığımızdır.
Video önerisi
Buy Now! The Shopping Conspiracy (2024) — Yönetmen: Nic Stacey
Netflix'in Kasım 2024'te yayımladığı 84 dakikalık belgesel. Amazon, Apple ve Adidas'ta çalışmış eski yöneticiler kamera karşısına otururken, sahip oldukları psikolojik manipülasyon silahlarını birer birer masaya koyuyor. Ve kameranın arkasından, satın alma döngüsünün bir tercih değil, bir tasarım olduğu anlaşılıyor.




