Kırık Çerçeve #8 Uyku kaçıracak bir konu: Kaçan uykular
Uykumuzu kim çaldı? Daha önemlisi, uyanışımızı kim çaldı?
Gece yarısı uyandık, yataktayız. Komodindeki cep telefonuna uzanıp ekrana tek gözle bakıyoruz. Saat 03:10. Sabaha çok var. Akıllı saate göz atıyoruz. “Derin uyku: Yetersiz” diyor. Uyku puanı 51. Telefonu elimize alıp “Nasıl daha iyi uyunur” diye yapay zekâya soruyoruz. Eskiden Google’ı darlardık. Yanıtlar daha iyi ama ekran süresinde bir azalma yok. Yarım saat sonra hâlâ mavi ışığa bakıyoruz. Odak çoktan değişti, komik bir Reels’ı bu saatte arkadaşa yollamak tuhaf mı acaba?.. Yarın sabah 08.30’a konmuş toplantıda “Dün gece dört saat uyudum” diyeceğiz. Ve kimse buna üzülmeyecek. Birkaç kişi bize imrenecek.
Konu özeti
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) uyku yoksunluğunu “halk sağlığı salgını” ilan etti. Salgın ifadesi burada metaforik değil; tıpkı obezite veya tütün kullanımı gibi sistematik bir tehditten bahsediliyor. Modern dünyanın uykuyu bir “zayıflık göstergesi” veya “zaman kaybı” olarak görmesine, teknoloji CEO’larının “öyle orijinal bir deliyim ki sabah 4’te kalkıp buzlu suya atlıyorum” tavırlarına karşı CDC yangın alarmını çalıştırıyor. Peki neden?
Kronik uykusuzluk vücutta sessiz bir yıkım başlatıyor. Enflamasyon sürekli tetikte kalıyor, damarlar daralmaya başlıyor, kan şekeri dengesini kaybediyor. Beyin yaşlanması hızlanıyor. Depresyon ve anksiyete ile uyku yoksunluğu arasındaki ilişki “tavuk-yumurta” döngüsünde debeleniyor.
1942’de Amerikalılar geceleri ortalama 7,9 saat uyuyordu; bugün bu rakam 6,8’e düştü. Yetmiş yılda insanların uykusundan 1 saat çalındı.
Konu derinliği
Tarihçi Roger Ekirch, kitabı için araştırma yaparken 1699 yılında işlenen bir cinayet dosyasını okuyordu, bir ifadeye takıldı. Daha önce hiç karşılaşmadığı iki kelime vardı: İlk uyku.
İlk uyku mu? İkincisi de mi var?
Bu keşfi takip eden dönemde Ekirch arşivleri alt üst etti ve Antik Yunan’dan 19. yüzyıla kadar uzanan on iki dilde, iki binden fazla belgeyi inceledi. Ortaya çıkan tablo şuydu: Sanayi devriminden önce insanlar kesintisiz sekiz saat uyumuyordu. İki parça halinde uyunuyordu.
İlk uyku, gece dokuz civarında başlıyor, gece yarısında bitiyordu. Sonra bir-iki saat uyanıklık. Sonra “ikinci uyku.”

Ekirch, ikili uyku sistemine her türlü yazılı belgede rastladı; edebiyat, şarkılar, mektuplar, günlükler, tıbbi ders kitapları, felsefi yazılar, gazeteler ve tiyatro oyunları… Gece uyanık geçirilen bu zaman dilimine “nöbet” deniyordu; bir boşluk değil, aksine hayatın verimli anlarından biriydi. En popüler nöbet eylemlerinden biri de çocuk yapmaktı.
1992’de psikiyatrist Thomas Wehr, bir grup insanı günde 14 saat karanlıkta bıraktığı bir deney gerçekleştirdi. Başta her şey normaldi, herkes tek parça uyuyordu. Dördüncü haftada uyku düzenleri değişmeye başladı. Herkes aynı ritme geçti: 3-5 saat uyku, 1-2 saat uyanıklık, sonra tekrar 3-5 saat uyuma.
Bu çalışmaların kesinliğine şüpheyle bakanlar da oldu. Fakat eldeki verilere göre şunu söylemekte bir sakınca yok: “Uykusuzluk” sandığımız gece uyanmalarının bir kısmı, bastırılmış bir evrimsel hafıza olabilir.
Ama bu romantize edilecek bir keşif değil. Çünkü bugün istesek de ikili uyku çekme şansımız yok. Zaten saat altıda kalkıp 500T kapısının zoruyla otobüse sığmış, Marmaray’da kimse ile takışmadan işine varmış birinin “ilk uyku, ikinci uyku” diye dertlenmesini bekleyemeyiz. Uyku bir biyolojik mesele gibi başlıyor, sınıfsal bir mevzu olarak bitiyor. Mesela: Siyahi erkekler, beyaz adamdan 75 dakika daha az uyuyor.
Sanayi devrimi öncesinde hayat güneşe göre ayarlanıyordu. Herkes aynı karanlığa aitti. Fabrikalar bunu kırdı; güneşin değil sirenin borusu ötmeye başladı. Vardiya sistemi, işçiyi karanlık/aydınlık döngüsünden koparıp üretim döngüsüne bağladı. Sokak lambalarının gelişi ile de artık “karanlıklar” günü bitiremez oldu.
Fakat fabrika sahipleri kendi saatini ayarlayabiliyordu. İşçinin öyle bir şansı olmadı. Birçok şey gibi uyku da onlar için lüks haline geldi. Fabrikalar dün yeni teknolojileri bizi daha fazla kontrol etmek için kullandı. Bugün de uykularımız akşamın köründe gelecek e-postaların taşıdığı strese, WhatsApp mesajlarının getirdiği mavi ışığa karşı savunmasız.
Ortamlarda kafa açın
Ve en güzeli de şu: Bizi uyutmayan sistem, uyumamız için açıkça bize ürün satıyor. Uyku destek gıda pazarının 2033’te 16,7 milyara ulaşması bekleniyor. Bize günaşırı kurşun yağdıran bir kişinin, yaralarımız için (yine bize) sargı bezi sattığı bir düzen.
İşin daha eğlenceli yerine geliyorum. Mart 2026’da yayımlanan araştırmaya göre uyku uygulaması kullananların yüzde 17’sinin uykuları daha çok kaçıyor. Tıp literatürüne yeni bir terim geldi. Ortosomnia. Bunu, uyku verisini sürekli kontrol eden insanların “neden puanım düştü” diye uykusunun kaçması gibi anlatabiliriz. Ama sabahları metrobüs kapısının nerede açılacağını tahmin ederken uykusu açılan eşe dosta ‘bende ortosomnia var’ diye anlatabilir miyiz? Sanmam.
Kötü haber; 1942’de kaybettiğimiz o bir saatlik uyku geri gelmeyecek. İyi haber; en azından nasıl çalındığını ve kimlerin çaldığını hatırlayabiliriz.
Gece ikide uyandığımızda kendimize şöyle demekle başlayalım: Şu an “çocuk yapıyor” olabilirdim.
Kaynaklar
Lancet eBioMedicine: Poor sleep health is associated with older brain age (30 Eylül 2025, 27.500 katılımcı)
Gallup: In U.S., 40% Get Less Than Recommended Amount of Sleep (tarihsel uyku verisi, 1942-2013)
Thomas Wehr: In short photoperiods, human sleep is biphasic — Journal of Sleep Research, 1992
A. Roger Ekirch: Segmented Sleep — Virginia Tech, “At Day’s Close” (2005)
Yale / JAMA Network Open: Racial and Ethnic Disparities in Sleep Duration (Nisan 2022)
Frontiers in Psychology: Sleep apps help some users, but they stress out people with insomnia (20 Mart 2026)
Günün verisi
Kitap Önerisi
7/24: Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu — Jonathan Crary (Çeviri: Nedim Çatlı, Metis Yayınları, 2015)
Crary, uykunun kapitalizmin son fethetmediği alan olduğunu ve 7/24 çalışma kültürünün bu alanı nasıl kuşattığını anlatıyor. Sabah beşte çalan alarmın arkasındaki sistemi görmek için iyi bir rehber.
Video Önerisi
Sleep is Your Superpower — Matt Walker | TED Talk (2019, ~19 dk.)
Walker, uykunun bağışıklık sisteminden hafızaya, kanser riskinden öğrenme kapasitesine kadar neler yaptığını ve uyumadığında neler kaybettiğini anlatıyor. 25 milyondan fazla görüntülendi; birçok kişi muhtemelen uykusundan feragat edip izledi.
Podcast önerisi
How to Finally Rest - Tricia Hersey
Eğer uykusuzluğun sadece bir 'sağlık sorunu' değil, sistemin bizi daha fazla kontrol etmek için kullandığı bir araç olduğunu düşünüyorsanız, bu podcast bölümü size göre olabilir. 'Nap Ministry' (Uyku Bakanlığı) kurucusu Tricia Hersey, Glennon Doyle ile yaptığı bu söyleşide, dinlenmeyi kapitalizme karşı radikal bir direniş eylemi olarak tanımlıyor. Uykuyu bir 'başarı ödülü' olmaktan çıkarıp doğuştan gelen bir hak olarak geri istemek için Tricia’ya kulak verin.




