Kırık Çerçeve #9 Yapay zekâ neyi yapamıyor?
"Bize neyi bilmemiz gerektiğini söyleyebilecek olanlar, ‘yaralı’ olanlardır"
Pikabın iğnesi plağa dokunduğunda o çıtırtıyı duymaya başlıyoruz; çünkü o toz, çizik, zamanın bize bıraktığı imza. Spotify algoritmalarının hiç tanımadığı bir ses bu. Teknik olarak bir “hata”. Ama her geçen yıl o hatayı biraz daha fazla özlüyoruz. Çünkü kulağımız mükemmeli değil, sahici olanı istiyor.
Konu Özeti
Yapay zekânın işimizi elimizden alıp almayacağı konusunda 8 milyar kafadan 8 milyar ayrı ses çıktı. Ancak sanırım hiçbirisi İngiliz komedyen Jimmy Carr kadar konunun özüne yaklaşamadı. Bir gösterisinde seyircinin “YZ seni işsiz bırakacak mı?” sorusuna Carr şöyle yanıt verdi:
“Hayır. Yapay zekâ beynin sol tarafındaki işlerde çok iyi. Sol beyin çok komplike şeyleri listeler. Bir işin diğerini takip ettiği işler. Sağ beyin ise bütünlükçü. O müzik demek. Kahkaha demek. İnsan ilişkisi demek. YZ bunu yapamaz. YZ lanet bir cover grubu gibi. Çok iyi bir cover grubu ama. Ama şaka yaz desem beceremez. O yaratıcı şeye sahip değil. Bize bir şey olmaz. İnsanlık harika bir şey”
Carr bunu sahnede, o acımasız şakalarının arasında söyledi.
Konu Derinliği
Barcelona Üniversitesi’nden Silvia Rondini’nin ekibi bu yıl bir araştırma yayımladı. Görsel sanatçılar, sanatçı olmayanlar ve bir yapay zekâ modeli aynı yaratıcılık testine sokuldu. Sanatçılar en üstte yer alırken, yapay zekâ en dipte çıktı. Daha ilginç olan şu: YZ bizzat insan sanatçıların eserleriyle eğitilmişti. Bir başka deyişle “cover” yapıyordu. Ama cover grupları sadece orijinallerini özlediğimiz (ve onlara ulaşamadığımız) zaman gerekli.
Ayrı bir çalışmada Montréal ve Toronto üniversiteleri Google DeepMind ile birlikte 100 binden fazla insanı çeşitli yapay zekâ modelleriyle kıyasladı. Sonuç ilk bakışta YZ’nin lehineydi; makine ortalama insanı geride bıraktı. (Ortalama insan için pizza kutusunun üstüne “yemeden önce kutuyu açın” yazdığımızı hatırlatıyorum)
Aynı araştırmaya göre en yaratıcı yüzde 10’luk dilim hâlâ YZ’nin erişemeyeceği seviyedeydi. Buradaki en yaratıcı kesimin sanatçılar olduğunu varsaymak mümkün. Peki fark nerede? Makineler en yüksek ihtimalin peşinde koşarken, sanatçılar ise “istatistik katili” gibi takılıyor. Sağ beyin ‘çok da rasyonel ve ideal olmayan’ yerlerde bir pırıltı (ve bazen karanlık) arıyor.
Peki tüketici bunu seziyor mu? Üç yıl önce insanların yüzde 60’ı YZ üretimi içeriklere bayılıyordu. Teknolojinin getirdiği ilk heyecan ve hayranlık azalmaya başladı ve bugün bu oran yüzde 26’ya düştü. Tasarım dünyasının “Imperfect by Design”(kasıtlı kusur) akımını yılın en büyük hareketi ilan etmesi boşuna değil. Markalar artık içerik üreticilerinin buruşuk gömleklerini, dağınık masalarını düzeltmiyor. Çünkü o dağınıklık bir imza.
Peki robotlar o imzayı neden atamıyor? Cover grubu her notayı teknik olarak kusursuz çalsa bile neden orijinali gibi olmuyor? Gemini’a şaka yap dediğimizde neden Televole’ye çıkmış futbolculara dönüşüyor?
Japonların yüzyıllardır anlattığı, LinkedIn’de like avcılarının yıllardır istismar ettiği bir şey var: Wabi-Sabi. Duymayan 4 kişiye aktarıyorum çünkü konuyu çok iyi anlatıyor: Japonlar Kintsugi sanatı ile çay kasesi gibi nesnelerdeki çatlakları altınla yapıştırıyor, kaseyi yeniden tanımlıyor. Mesaj açık: Kırılma bir kusur değil, karakterin en değerli parçası. Çatlak hata değil, hayat hikayesi
Ortamlarda Kafa Açın
Jimmy Carr’ın içgörüsü masaya şu soruyu koyuyor: Yaratıcılık bir sonuç mudur, yoksa o sonuca giden mücadelenin kendisi mi? YZ saniyeler içinde binlerce farklı eser üretebiliyor ama yaratıcılığın doğası belki de bunu yapamamaktan geçiyordur. Yaratıcılık belki sakarlıktır. Tıkanmaktır. “Elimden bu kadar geliyor” diye kendinden şüphe etmektir. Kafanın karanlık ve yasaklı yerlere temas etmesidir. Peki YZ neden bir kusur geliştiremiyor? Çünkü bir geçmişi yok.
Travması olmayanın hikâyesi de olmaz.
Günün verisi
Kaynaklar:
Stable Diffusion Models Reveal a Persisting Human–AI Gap in Visual Creativity — Advanced Science (2026)
Researchers tested AI against 100,000 humans on creativity — ScienceDaily (Ocak 2026)
Why the Biggest Design Trend of 2026 is Human Imperfection — We and the Color
The Authenticity Premium: Why Consumers Are Rejecting AI-Generated Content — KO Insights
After an oversaturation of AI-generated content, creators’ authenticity and ‘messiness’ are in high demand — Digiday
Podcast önerisi
Tetragrammaton with Rick Rubin
Rubin sanatçılara soruyor: “Bunu neden yapıyorsun?”
Konuklar; müzisyen, yazar, ressamlar, kaçınılmaz olarak travmalarına, kırılma noktalarına geliyor. Her bölüm bir hazine. Evlat kaybı yaşadıktan kısa süre sonra programa çıkan Nick Cave bölümünü seçtim. Cave’e göre şarkılar, bazen onları yazan kişiden daha fazlasını bilir.
“Bize neyi bilmemiz gerektiğini söyleyebilecek olanlar, ‘yaralı’ olanlardır. Dinlememiz gerekenler bu problemli insanlardır; onların görüşlerini benimseyeceğiz demiyorum, sadece onların hayatla ilgili daha karmaşık bir görüşleri olduğunu söylüyorum. Her birkaç ayda bir yeni bir ‘kötü karakter’ çıkıyor ve herkes onun müziğini dinleyip dinlememesi gerektiği konusunda paniğe kapılıyor. Ama bu kırılmış bireyden, o yarattığı muazzam güzel şeye kadar kat edilen mesafe, işte insan olmanın asıl maddesi budur.”
Kitap önerisi
Rick Rubin — Yaratıcı Eylem: Bir Var Olma Biçimi
"Travması olmayanın hikâyesi olmaz" cümlesinin kitap hali. Rubin, yaratıcılığın teknikten değil içeriden, kırılganlıktan ve sahici olmaktan geldiğini savunuyor. Mükemmeliyetçiliği yaratıcılığın düşmanı olarak tanımlıyor. (Domingo Yayınevi · Çeviri: Emre Gözgü)
Video önerisi
Adam Grant — The Surprising Habits of Original Thinkers
Grant’ın araştırmasında üç tip insan var:
Hızlı başlayanlar: Görevi alır almaz oturup bitirirler. (YZ)
Orta düzey erteleyenler: Başlarlar, bırakırlar, başka şeyler düşünürler, geri dönerler. Beyin arka planda çalışmaya devam eder. Yüzde 16 daha yaratıcı çıkıyorlar. (İstatistik katilleri)
Aşırı erteleyenler: Hiç başlamazlar. Onlarda da yaratıcılık düşük. (Pizza kutusu)





